Işın Erşen Beyefendi’nin sözünü dinleyen bir-iki yurtseverin çıkması durumunda neler olabileceğini düşünebilir musunuz?
Öte yandan kim oldukları, hangi PKK olduğu belli olmayan bir grup da Aktütün’de
15 askerimizi şehit ediyor ve bir anlamda Işın Erşen’i ve sözünü dinleyecek katil yurtseverlere belki de kasıtlı zemin
ve gerekçe hazırlıyor.
Bir an durup bu iki sözde çok farklı kesimin, yani Işın Erşen ve yurtseverlerinin, şiddet çağrısında
suç unsuru bulmayan savcının ve PKK’nın aynı hedeflere, aynı yöntemlerle yaklaştığı ihtimalinin
doğru olabileceğini düşünmek gerekmez mi acaba?
PKK ve yandaşlarının ülkede istikrar istemedikleri kesin ama bence daha az kesin olan konu ‘yandaşlarının’
kim olduğu konusu.
Korkunç bir ittifak
Eser KARAKAŞ
ekarakas@stargazete.com
Aklını, beynini, ruhunu satmamış ya da sağlıklı düşünme yeteneğini yitirmemiş insanlar için PKK terörü meselesi gerçekten anlaşılmaz bir hal almaktadır.
Ya da belki çok netleşmektedir.
Muradımı anlatmaya gayret edeceğim.
Bu yazıyı yazmadan ve Aktütün felaketinin haberi daha ulaşmadan akılımdaki yazı konusu Bolu Express gazetesinde geçen Ekim ayının 11’inde Işın Erşen imzalı, ‘Türk, işte karşında düşmanın’ başlıklı bir yazı hakkında Diyarbakır DTP milletvekili Selahattin Demirtaş’ın yaptığı suç duyurusu üzerine Savcılığın verdiği takipsizlik kararı idi.
Işın Erşen isimli Bolu Express gazetesi köşe yazarı yukarıda tarihini ve ismini verdiğim makalesinde PKK saldırıları sonucunda şehit düşen her güvenlik görevlisi için tek tek isimlerini yazısında saydığı DTP milletvekillerinden, DTP belediye başkanlarından beşinin öldürülmesinin artık gerekli olduğunu söylüyor ve hatta yurtseverlere (!!!) de bu doğrultuda çağrı yapıyor.
Yazıyı, bu aktardıklarıma inanmıyorsanız Bolu Express gazetesi ismiyle internetten ve buradan da köşe yazarının ilgili makalesini bulabilir okuyabilirsiniz.
Buraya kadar bence de anormal bir durum yok, bu tür nefret ve cinayet çağrısı yapan gördüğümüz ilk yurtsever de Işın Erşen Beyefendi değil ve son da olmayacak; Allah akıl, fikir, izan ve vicdan versin demekten başka çaremiz yok.
Ancak, işin Işın Erşen isimli kişinin vicdan ve izanını aşan çok daha ciddi boyutu Demirtaş’ın avukatının savcılığa yaptığı suç duyurusu karşısında savcılığın bu yazının içeriğini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi.
Yazının içeriği herhalde hukuk fakültelerinde kin, nefret ve şiddet çağrısı nasıl yapılır konusunda çok tipik bir örnek niteliğinde ama savcılık bu yazı hakkında takibata gerek görmeyebiliyor, durumun esas vahameti de tam da burada.
Sonra o ülkenin Yargıtay’ı da Hrant Dink’i, ölümünden sonra da oğlunu başka bir mahkeme mahkum edebiliyor; ne ilginç bir hukuk sistemi içinde yaşıyoruz herkesin görmesi gerekiyor.
Bu savcıların hangi hukuk fakültelerinde, hangi hocalar elinde, hangi hukukçuluk kavramı doğrultusunda yetiştirildiğini doğrusu çok merak ediyorum.
Adalet Bakanlığı’nın bu çok açık şiddet ve nefret çağrısının takibatsız kalması karşısında ne yapacağını da çok merak ediyorum.
Işın Erşen Beyefendi’nin sözünü dinleyen bir-iki yurtseverin çıkması durumunda neler olabileceğini düşünebilir musunuz?
Öte yandan kim oldukları, hangi PKK olduğu belli olmayan bir grup da Aktütün’de 15 askerimizi şehit ediyor ve bir anlamda Işın Erşen’i ve sözünü dinleyecek katil yurtseverlere belki de kasıtlı zemin ve gerekçe hazırlıyor.
Bir an durup bu iki sözde çok farklı kesimin, yani Işın Erşen ve yurtseverlerinin, şiddet çağrısında suç unsuru bulmayan savcının ve PKK’nın aynı hedeflere, aynı yöntemlerle yaklaştığı ihtimalinin doğru olabileceğini düşünmek gerekmez mi acaba?
PKK ve yandaşlarının ülkede istikrar istemedikleri kesin ama bence daha az kesin olan konu ‘yandaşlarının’ kim olduğu konusu.
PKK ve yandaşları dendiği zaman ortalama yurttaşımızın aklına gelen kesimlerden başka kesimlerin PKK terör örgütü ile istikrarsızlık, demokrasi yokluğu, hukuk devleti zaafı ve fakirlik ortak payda ve hedeflerinde ittifak yaptıkları yönünde işaretler her geçen gün daha da güçlenmektedir.
Işın Erşen önemli değil ama o yazıda suç unsuru bulmayan savcı, Işın Erşen iyi ağabeyimizdir diyen Bolulu gazeteciler, Aktütün karakolunun beşinci kez ve aynı noktada toplam 43 şehit verirken hala etkin bir korumaya alınmamasına ses çıkarmayanlar, bunu ciddiye almayanlar, 25 senedir süren çatışma ortamında hala çatışma başladıktan en geç beş dakika içinde olay yerine etkin kuvvet aktarımının startejisini hazırlamayı düşünmeyenler PKK terör örgütünün objektif ya da sübjektif müttefikleri haline gelmektedirler.
Korkunç itttifakın hedefi ise ikinci hatta üçüncü kümeye düşmüş bir Türkiye’dir, bu geri Ortadoğu ülkesinde de küçük krallıklarını kurmak ve yaşatmaktır, herkesin bunu iyi görmesi şarttır.
Korkunç bir ittifak bu sözleri söylemek için mi?!
Şehit cenazesinde Gül'e tepki
05.10.2008 - 20:24
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Aktütün Sınır Karakolu’na terör örgütünce düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma Astsubay Çavuş Hasan Önal’ın cenaze törenine katıldı. Törende Cumhurbaşkanı Gül'e tepkivardı.
ESKİŞEHİR -
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Aktütün Sınır Karakolu’na terör örgütünce düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma
Astsubay Çavuş Hasan Önal’ın cenaze törenine katıldı. Reşadiye Camisi’ndeki cenaze törenine binlerce kişi katılırken, törende Cumhurbaşkanı Gül'e
tepki gösterildi.
Törende “kahrolsun PKK”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları atıldı.
( kimler atıyor bu sloganları !!!)
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Aktütün Sınır Karakolu’na terör örgütünce düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma Astsubay Çavuş Hasan Önal’ın cenaze törenine katılmak üzere helikopterle Eskişehir’e geldi. Gül’e, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da eşlik etti. Valiliği ziyaret eden Gül daha sonra da Jandarma Astsubay Çavuş Önal’ın Reşadiye Camisi’ndeki cenaze törenine katıldı. Şehit Önal’ın ailesi, yakınları ve binlerce vatandaşın katıldığı cenaze töreninde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e tepki gösterildi. Cenaze törenine katılanlar “kahrolsun PKK”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganları attılar. Kılınan cenaze namazının ardından, Cumhurbaşkanı Gül Reşadiye Camisi’nden ayrıldı. (ANKA)





goksel




