| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
nufüs huviyet cuzdanı gökyüzü kadar kırmızı 2006Hakiki yoksul bir iki Hurma ve bir iki Lokma alıb kapıdan dönen değil, iffet'inden 
 dolayı istemekden sakınan kimsedir

orfeonrecord13289.bloggumnaruto shippuden goksel

1 "charles dıckens oliver tvist oliver'in ilk yılları 5 yeni bir plan" etiketi kullanan gönderi "charles dıckens oliver tvist oliver'in ilk yılları 5 yeni bir plan" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Sep
17
    

 

CHARLES DICKENS OLİVER TVİST OLİVER'İN İLK YILLARI 5

 

 

 

 Oliver kısa sürede güçlendi, iyileşti. Bay Branlo'nun

evinde çok mutluydu. Bir gün Bay Branlo ona gelecekte ne

yapmak istediğini sordu.

 Oliver, -Lütfen, izin verin sizin yanınızda kalayım,

efendim, dedi. -Beni buradan göndermeyin lütfen. İzin

verin kalayım ve evinizde uşak olayım.

 Bay Branlo, -Kalacaksın, dedi. -Sen bir neden

yaratmadıkça hiçbir zaman buradan göndermiyeceğim.

Ama önce bana kendi öykünü anlat Oliver. Nereden

geldin? Küçükken sana kim baktı? Seni aralarında bulduğum

çeteye nasıl katıldın? Şimdi bana bunları

anlatacak kadar güçlüsün artık. Bana gerçeği söyle,

yaşadığın sürece sana ben bakacağım.

 Oliver ağlamaya başladı ve sonra Bay Branlo'ya,

Bay Bambıl ve güçsüzler eviyle ilgili her şeyi anlatmaya

başladı. Tam o sırada kapının vurulduğu duyuldu.

Kapıyı vuran Bay Branlo'nun arkadaşı Bay Grimvig'di. Çaya

gelmişti.

Oliver: -Ben gideyim mi, efendim?

 Bay Branlo: -Hayır, kal burada, dedi -Bu, size

anlattığım çocuk Oliver Tvist, Bay Grimvig. Oliver

eğilerek selam verdi.

  Bay Grimvig Oliver'e baktı. Arkadaşı Bay Branlo'nun çok

iyi kalpli bir yaratılışı olduğunu ve sokakta

bulunan herhangi bir çocuğun onu aldatabileceğini

biliyordu.

-Demek çocuk bu, öyle mi? dedi Bay Grimvig.

 -Peki, nereden gelmiş? Kim bu çocuk? Ne iş yapar?

Oliver Tvist'in gerçek yaşam öyküsünü ve serüvenlerini

ne zaman dinleyeceğiz?

 Bay Branlo, -Yarın sabah, dedi: -Yarın sabah saat onda

bana gel Oliver, her şeyi konuşalım.

-Evet, efendim.

 Bay Grimvig, Bay Branlo'ya, -Bak sana ne söyleyeceğim;

bu çocuk yarın sabah sana kendini anlatmaya gelmeyecek.

İnsanlara çok kolay güveniyorsun. Bu çocuk seni aldatıyor,

sevgili arkadaşım, diye fısıldadı.

Bay Branlo, -Hayır, aldatmıyor, dedi.

 

Bay Grimvig: -Eğer aldatmıyorsa, ellerimi keserim.

 Tam bu sırada Bayan Bedvin elinde birkaç kitapla içeri

girdi.

 -Bu kitapların bu sabah geri gitmesi gerekli, efendim.

Onları siz kendiniz götürecektiniz.

 Bay Grimvig: -Onları Oliver'le gönder. Ona; söylediğin

gibi güveniyorsan, senin yerine kitapları o götürsün.

 -Evet, lütfen izin verin ben götüreyim, efendim, dedi

Oliver. -Oraya kadar koşarak giderim, efendim. Bay

Branlo aslında Oliver'in evden çıkmasını istemiyordu, ama

Bay Grimvig'e yanıldığını kanıtlamaya, Oliver'in güvenilir

bir çocuk olduğunu göstermeye karar verdi.

Bay Branlo Oliver'e, -Gidebilirsin, yavrum, dedi.

 -Kitapçıya bu kitapları geri getirdiğini ve kendisine borcum

olan parayı ödeyeceğini söylersin. Paranın üstünü bana

getir.

 Oliver sabırsızlıkla, -Gecikmeden gelirim, efendim,

dedi.

 Parayı cebine koyup, kitapları kolunun altına

aldıktan sonra eğilerek selam verdi ve odadan çıktı.

 Bayan Bedvin, Oliver'i kapıya kadar götürüp, ona

en kestirme yolu söyledi.

 Oliver gidince Bayan Bedvin, -Onun o tatlı yüzünü

Tanrım korusun, diyordu. -Nedense onun gözümün önünden

ayrılmasına gönlüm hiç razı olmuyor.

Bay Branlo, -Yirmi dakika sonra burada olacak, dedi.

Bay Grimvig: -Ya, onun gerçekten döneceğini umuyorsun, öyle mi?

Bay Branlo, gülümseyerek: -Sen ummuyor musun?

 Bay Grimvig: -Hayır, ummuyorum. Bu çocuğun

üstünde yeni giysiler, kolunun altında güzel kitaplar,

cebinde de bir beş yüz lira var. Hırsız

arkadaşlarıyla buluşacak ve sana gülecekler. Eğer o

çocuk bir daha bu eve dönerse, ben de ellerimi

keserim!

Bay Grimvig bu sözleri söylerken oturdu ve Oliver'in

 

dönmesini beklemeye başladılar.

::::::::::::::::

Dokuzuncu Bölüm

HIRSIZLARIN ARASINA DÖNÜŞ

 Oliver kitapçıya kadar yürümüş, dükkana iyice

yaklaşmıştı. Birden genç bir kadının yüksek sesle

bağırdığını duydu: -Ah, benim canım kardeşim!

 Ne olduğunu anlamak için başını kaldırdığında, bir

çift kolun boynuna dolandığını hissetti. -Bırak beni! diye

bağırdı. -Kimsin sen? Neden yolumu kesiyorsun?

 Genç kadın, -Buldum seni! diye bağırıyordu. -Ah! Oliver!

Oliver! Ah, seni yaramaz çocuk, bana ne kadar acı çektirdin.

Gel eve, canım, gel eve. Tanrıya şükürler olsun, seni

buldum!

  Kadın hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. Çevrelerine kalabalık

toplanmaya başladı. Oradan geçmekte olan iki kadın, ağlayan genç

kadına ne olduğunu sordular.

 -Bu benim kardeşim. Bir ay kadar önce evden

kaçmıştı, dedi genç kadın. -Annemiz, babamız iyi insanlardır.

Kardeşim evden kaçtı ve bir hırsız çetesine katıldı; neredeyse

annesinin yüreğine indiriyordu.

Kadının biri, -Şeytan kurusu, dedi.

Bir başkası, -Dön evine, seni kötü yaratık seni, dedi.

 Oliver: -Ben kötü değilim, bu kızı da tanımıyorum.

Benim ne kız kardeşim, ne de babam var.

 Kız, -Nasıl yalan söylüyor, duyun! diye bağırdı. O

zaman Oliver ilk kez kızın yüzünü görerek, -Aaa, bu Nensi!

dedi.

 Nensi kalabalığa, -Gördünüz mü, beni tanıyor! diye

bağırdı. -Söyleyin, evine, sevgili annesine babasına

dönsün. Lütfen bana yardım edin, onu eve götüreyim.

 Arkasında beyaz köpeğiyle dükkandan çıkan Bil

Sayks, -Ne oluyor burada? diye bağırdı. -Küçük Oliver!

Seni küçük yaramaz. Evine, zavallı annene dön. Evine

dön, hemen.

Oliver, -Benim bunlarla ilişkim yok. Tanımıyorum

 

onları. -Kurtarın! Kurtarın! diye bağırırken adam onu

yakaladı. -Kurtarın, ha! diye tekrarladı Sayks. -Pekala,

ben seni kurtaracağım, seni küçük şeytan seni. Bu

kitaplar ne? Gene çalıyorsun, değil mi? Ver onları

buraya.

 Sayks kitapları Oliver'in elinden çekip aldı ve

çocuğun kafasına vurdu.

Kalabalığın içinden biri, -Tamam işte, dedi.

-Ona ders vermenin tek yolu bu.

 İki kadın da, -Bu onun aklını başına getirir,

dediler.

 Oliver karşı koyamayacak kadar güçsüzdü. Zavallı

bir çocuk bütün bunlara karşı ne yapabilirdi ki...

Onu dar sokaklar boyunca sürükleyip götürdüler.

 Gece olmuştu. Bay Branlo'nun evinde, Bayan Bedvin

açık kapının önünde duruyordu. Uşaklardan biri

Oliver'i aramak için caddenin bir başından öbür başına

belki yirmi kez koşup durmuştu. İki yaşlı adam da

üst katta oturmuş, sessizce bekliyorlardı.

 Nensi ve Bil Sayks Oliver'le birlikte dar sokaklardan

koştular. Yarım saat sonra, eski giysiler satan

dükkanlarla dolu, çok pis dar bir sokağa girmişlerdi.

Köpek önlerinde koşarak, bomboş ve terk edilmiş gibi

görünen kapalı bir dükkanın kapısında durdu.

 Sayks zili çaldı, kapı açıldı, üçü birden çabucak

eve girdiler. İçerisi karanlıktı. Sayks Oliver'i merdivenlerden

aşağıya sürükleyerek bir odanın kapısını açtı.

Gürültülü bir kahkaha duydular. Bu Çarli Beyts'di.

 Çarli, -İşte, burada! diye bağırıyordu. -Of. Fagin,

şunun üstündeki giysilere bak! Bir de kitaplarına

bak! Tam bir beyefendi! Sevsinler! Ay, gülmekten bayılacağım!

Tutun beni!

 Fagin, Oliver'in önünde saygıyla eğildi. -Sizi gördüğüme

çok sevindim, dedi. -Çok iyi görünüyorsunuz. Çarli size

başka bir giysi versin, canımın içi; bayramlığınız kirlenmesin.

Neden bir iki satır yazıp geleceğinizi bildirmediniz? Akşam

yemeği için sıcak bir şeyler hazırlardık.

 Tam bu sırada, Çarli beş yüzlük banknotu çekip Oliver'in

cebinden çıkartıvermişti.

 

 Fagin parayı alırken Sayks öne atılmış, -Hayırdır inşallah!

Bu da ne? demişti. -O para benim, Fagin.

 Fagin, -Hayır, hayır canım, dedi, -benim o, Bil; benim. Sen

kitapları al.

 Sayks, -Eğer o para benim değilse, ben de çocuğu geri

götürürüm, dedi.

-Bu doğru olmaz, dedi Fagin.

 Bil Sayks: -Doğru olur, ya da olmaz. Oğlanı sana

Nensi'yle ben getirdik. Ver o parayı bize, seni ihtiyar

şeytan.

 Sayks bu sözleri söylerken Fagin'in parmaklarının arasından

parayı kaptı ve mendilinin içine koydu.

 -Bu bizim emeğimizin karşılığı, hem yarısı bile etmez.

Okumayı seviyorsan kitapları sen al; sevmiyorsan satarsın.

  Oliver, Fagin'in ayaklarının dibinde dizlerinin üstüne

çökerek, -Onlar o yaşlı beyefendinin kitapları,

dedi. -Çok hastayken beni evine götürüp bakan o çok

iyi kalpli yaşlı adamın kitapları onlar. Lütfen geri

gönderin onları. Kitapları ve parayı ona geri gönderin.

Benim onları çaldığımı sanacak, o yaşlı hanım da öyle

düşünecek. Onlar bana öyle iyi davrandılar ki... Ne olur,

lütfen onları geri gönderin!

 Fagin, -Çocuğun hakkı var, dedi. -Onları çaldığınızı

sanacaklar sonra. Hah, ha! Kahkahalarla gülerek ellerini

oğuşturdu. -Bundan daha iyisi olamazdı!

  Oliver, olanları şimdi anlamıştı; birden yerinden

fırladı ve olanca gücüyle -imdat diye bağırarak odadan kaçtı.

 Odadakiler Oliver'in peşinden frrlayınca, Nensi

odanın kapısını kapatarak, -Şu köpeği tut, Bil! diye

bağırdı. -Çocuğu paramparça edecek.

Sayks, -Oğlan da bunu hak etti, diye bağırdı.

 -Bırak ben de koşayım arkasından. Çekil kapıdan

Nensi, yoksa kafanı duvara vurur parçalarım ha!

 Nensi, -Hayır! Hayır! diye haykırdı. -Önce beni

öldür, ama şu köpeğin çocuğa dokunmasına izin verme,

ne olur!

Bil Sayks, Nensi'yi savurup yere attı. Tam o sırada

 

Fagin ve öteki çocuklar Oliver'i çekip sürükleyerek,

geri geldiler.

 Fagin çevresine bakınarak, -Ne oluyor burada?

dedi.

Sayks: -Bu kız aklını kaçırdı, galiba.

Nensi, yüksek sesle, -Hayır, aklını filan kaçırmadı! dedi

  Fagin: -Öyle ise kes sesini, tamam mı? Sonra

Oliver'e döndü. -Demek sen gitmek istedin, canım, öyle mi?

diyerek köşede duran sopayı kaptı. -Demek sen yardım

istedin, ha? Belki de polis çağırmak istedin? Şimdi bunun

çaresine bakarız.

 Fagin sopayı bütün gücüyle Oliver'in omzuna indirdi. İkinci

kez vurmak için sopayı kaldırırken Nensi atılıp

Fagin'in elinden sopayı kaparak ateşe attı. -Burada durup

yaptıklarını seyredecek değilim, Fagin, diye bağırdı.

-Çocuğu buldun, daha ne istiyorsun? Rahat bırak onu!

Bil Sayks, -Kes sesini! diye bağırdı.

Fagin, Nensi'ye, -Daha konuşursan yakarım canını, dedi.

  Nensi öfkeyle Fagin'in üstüne atılırken Bil Sayks onu

tuttu.

 Fagin, -Kadınlar da amma baş belası oluyor, ha!

dedi. -Ne var ki, bu işin yürümesi için gerekliler bize.

Çarli, Oliver'i yatağa götür.

 Çarli Beyts gülerek, -Sanırım yarın o güzel giysilerini

giymese daha iyi olacak, ne dersin? dedi.

Fagin de gülerek, -Haklısın, dedi.

 Beyts, Oliver'i alıp, onun daha önce de yatmış olduğu

yatakların bulunduğu bitişik odaya götürdü. Sonra

Oliver'in üstündeki yeni giysilerin hepsini alarak,

ona kirli eski bir giyecek verdi.

 Daha sonra da Oliver'i karanlıkta tek başına bırakarak

kapıyı çekip gitti.

:::::::::::::::

Onuncu Bölüm

 

YENİ BİR PLAN

 Bay Bambıl şöminenin önünde oturmuş gazetesini okurken,

birden şaşırdı. Oliver Tvist'in evinden kaybolduğunu

bildiren bir ilan görmüştü. İlanda Oliver'in bulunmasına

yardım edene beş yüz lira verileceği de bildiriliyordu.

Oliver'in özellikleri ve üstündeki giysiler anlatılmış,

en sonunda da Bay Branlo'nun ismi ve adresi verilmişti.

Bay Bambıl hemen Bay Branlo'yu görmeye gitti.

Bay Branlo, -Buyurun, buyurun, diyerek kendisini karşıladı.

 Bayan Bedvin ise, -Oliver'den nasıl olsa bir haber

alacağımızı biliyordum, diyordu. -Tanrım onu korusun.

  Bay Branlo meraklı bir sesle, -Zavallı çocuğun nerede

olduğunu biliyor musunuz? diye sordu. -Konuşun dostum,

bize onunla ilgili bildiğiniz her şeyi anlatın.

Bay Bambıl şapkasını bırakarak konuşmaya başladı.

Yirmi dakika hiç durmadan konuştu. Onlara Oliver'in kötü anne

babadan doğduğunu ve doğduğu günden beri de kötü ve

terbiyesiz bir çocuk olduğunu söyledi. Onun Noa Kleypol'a nasıl

saldırdığını, Bay Soverberi'nin evinden nasıl kaçtığını birer

birer anlattı.

 Bay Bambıl, -Kısacası, Oliver tepeden tırnağa kötü bir

çocuktur. Güçsüzler evindeki bütün görevliler de bunu bilirler.

Onunla kimse başa çıkamaz, dedi.

 Bay Branlo, Bay Bambıl'ın söylediklerine inanmıştı,

ama yüreği de üzüntüyle dolmuştu.

Bay Bambıl beş yüz lirayı alıp gittikten sonra Bay Branlo,

-Bayan Bedvin, dedi. -Korkarım dostumuz Oliver kötü bir çocuk.

 Bayan Bedvin, -Bu doğru değil, dedi. -Doğru olamaz bu, efendim,

doğru olamaz.

  -Korkarım ki doğru, dedi Bay Branlo. Bay Bambıl bana onunla

ilgili her şeyi anlattı.

 Yaşlı kadın kesin bir sesle, -Buna hiçbir zaman inanmam,

efendim, dedi. -Hiçbir zaman! Ben çocukları çok iyi anlarım

efendim, Oliver tatlı, iyi, kibar bir çocuktu.

 -Susun! dedi Bay Branlo. -Bir daha o çocuğun adını duymayacağım.

Çıkabilirsiniz Bayan Bedvin. Unutmayın, ne diyorsam o yapılacak. Buna

bir daha hiçbir zaman Oliver Tvist'ten söz etmeyin.

 

 O gece Bay Branlo'nun evinde herkesin yüreği üzüntülüydü. O iyi

kalpli dostlarını düşündükçe Oliver'in de yüreği acıyla doluyordu.

İyi ki Bay Bambıl'ın kendisi için onlara neler söylediğini bilmiyordu,

yoksa büsbütün perişan olurdu yavrucak.

 Fagin, Oliver'i yaklaşık bir hafta eve hapsetti.

Kendisinden kaçan çocuklarla ilgili korkunç öyküler ve

onları nasıl astırdığını anlattı. Onların nasıl öldüğünü

ayrıntılarıyla belirtti, Oliver'in böyle bir ölümün acılarını

çekmek zorunda kalmamasını diledi.

 Fagin'in anlattıklarını dinlerken Oliver'in kanı donuyordu sanki.

Fagin sonra çıkıp gidiyor, onu bütün gün evde yalnız bırakıyordu.

 Zavallı Oliver kaçamıyordu da... Sabahın erken

saatlerinden gece yarısına kadar orada bir başına kalıyordu. Hep

o iyi kalpli dostlarını ve onların şimdi kendisi için kim bilir ne

kötü fikirler edindiklerini düşünüyordu. Zavallı çocuk gerçekten

çok üzgündü. Soğuk, yağışlı bir gece

 Fagin evden çıktı. Karanlık sokakta yürüyüp kendi evi kadar eski,

pis bir evin kapısını çaldı.

Bir erkek sesi, -Kim o? dedi.

-Benim, Bil, yalnızca benim canım.

 Beyaz köpek ürkütücü sesler çıkartarak çıka gelmişti.

Sayks köpeğe, -Buraya gel, diye seslendi, -Yat bakayım..

Palto giyince o şeytani tanımıyorsun galiba?

 Fagin'in paltosu köpeği yanıltmıştı. Fagin paltosunu

çıkarıp bir iskemlenin üstüne fırlatınca köpek de kalktığı

köşeye dönüp yatmıştı.

-Eeee? dedi Sayks.

Fagin, -Evet canım? dedi. -Ah, Nensi!

 Nensi ona bir iskemle vererek, Otur, dedi. Kız artık

öfkeli görünmüyordu. Ocağın yanına otur şöyle.

 Fagin sıska ellerini ateşe doğru uzatırken, -Hava soğuk,

Nensi şekerim, dedi. -Sanki insanı delip geçiyor.

 Bil Sayks: -Böyle içine işlediğine bakılırsa sahiden

soğuk olmalı. Ona içecek bir şey ver, Nensi.

 Orada bir süre sessizce oturup içkilerini içtiler.

Sayks, -Şimdi işe hazırım, dedi. -Söyle bakalım

aklındakini, Fagin.

 

 

 Fagin ellerini oğuşturarak, -Şu Çörtsi'deki ev için

konuşacaktım, dedi. -O evdeki gümüşleri ne zaman

çalacağız? Ne gümüşler, a canım, ne gümüşler! Bu işi ne

zaman tamamlayacağız, Bil?

Sayks soğuk bir sesle: -Hiçbir zaman.

Fagin öfkeyle, -Hiçbir zaman mı dedin? diye bağırdı.

 Bil, -Bu işi planladığımız gibi yapamayız, dedi.

Tobi Krekit iki haftadan fazla bir süredir oralarda dolaşıp

duruyor, hala bir tek hizmetçiyi bile elde edemedi.

 -Yani, Bil, erkek hizmetkarlardan hiçbirini kendi

yanımıza çekemediğimizi mi söylemek istiyorsun?

 -Evet, bunu söylemek istiyorum, dedi Sayks. -O iki erkek

uşak yirmi yıldan fazla bir süredir evin sahibi olan o yaşlı

kadının yanında çalışıyorlar. Elli bin lira versen, gene

de sana yardım etmezler.

 Fagin, -Peki, ya kadın hizmetçiler? dedi. -Tobi Krekit

onların ilgisini çekemiyor mu? Kadınların ne olduklarını

bir düşünsene, Bil.

 -Çaresiz, dedi Bil Sayks, -Tobi Krekit her zaman en iyi

giysilerini giyiyor. Gene de hiçbir yararı olmuyor.

Fagin: -Öyle ise bu işten vazgeçmemiz gerek. Ama, böylesine

kalplerimizi bağladığımız bunca şeyi yitirmek çok acı

doğrusu.

-Öyle, dedi Bil Sayks, -Berbat bir şans.

 Bunu uzun bir sessizlik izledi. Adamlar derin düşüncelere

daldılar. Nensi gözlerini ateşe dikip öylece oturdu kaldı.

Sayks birden, -Fagin, dedi. -Hizmetçilerin yardımını

sağlayamadığımıza göre, bu işi dışarıdan başarırsam bana beş

bin lira fazla verir misin?

Fagin: -Evet.

 Sayks: -Öyle ise bu işi sen istediğin zaman yaparız. Önceki

gece Tobi'yle ben tırmanıp bahçeye girdik. Bütün kapıları ve

pencereleri yokladık. Ev geceleri hapishane gibi kapanıyor. Ama

açabileceğimiz küçük bir pencere var. Bu pencereden geçebilecek

bir çocuk gerek bize çocuk büyük olmamalı.

 Fagin, -Aradığın çocuk Oliver, dostum, dedi:

-Zaten artık ekmeğini kazanmak için çalışmaya başlaması gerekli,

öbür çocuklar da bu iş için çok büyük.

 

 

 

Sayks: -Evet, Oliver bu iş için biçilmiş kaftan.

 <